Kırkpınar Güreş Arenası
14. yüzyıldan beri süren ve UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesindeki Kırkpınar yağlı güreşlerini, Sarayiçi'nde yılda bir günden çıkarıp yıl boyu yaşayan kentsel ölçekli bir spor ve kültür yerleşkesine taşıyan bitirme projesi; arena, sporcu ve butik oteli, eğitim binası ile müzeyi kademeli bir kamusal omurgada toplar.
Bitirme projesi, basit görünen ama zorlu bir soruyla açılıyor: 14. yüzyıldan beri süren, 2025'te 665. kez düzenlenen ve UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesindeki Kırkpınar yağlı güreşleri, Sarayiçi'nde yalnızca birkaç gün canlanıp yılın geri kalanında atıl kalan bir alanda yaşıyor. Asırlık ama mevsimlik bu ritüeli, ruhunu dondurmadan kalıcı ve yıl boyu işleyen kamusal bir yerleşkeye nasıl taşıyabiliriz? Gerilim açık: bir yanda festivalin geçici, törensel zamanı, öbür yanda Edirne'nin Osmanlı başkentliğinden gelen hassas tarihî dokusu. Tasarım, bu iki ölçeği karşı karşıya getirmek yerine aralarında bir diyalog kurmayı araştırıyor.
Yanıt tek bir yapı değil, eğimli araziye yerleşen kentsel ölçekli bir kompozisyon. Merkezde, geleneğin kalbini tutan kare er meydanını saran tribün, loca ve basın hacimleriyle güreş arenası; çevresinde sporcu oteli, butik otel, eğitim binası, müze ve tarihî dokuya değen bir restorasyon bileşeni, topografyayı izleyen kademeli bir kamusal omurgaya diziliyor. Eğim, kütleleri yatay kademelere bölen bir avantaja çevriliyor; böylece hiçbir hacim çevresindeki tarihî dokuyla yarışmıyor, güneydeki kent dokusuna doğru ölçek yumuşatılarak iniliyor. Oteli, eğitim programı ve müzesiyle yerleşke, arena dışındaki günlerde de ayakta kalan bir kültürel canlılık kuruyor.
Mimari dil, geleneğin hareketini çağdaş bir tektonik karara taşıyor. Katlanmış panellerden oluşan kinetik cephe, gün ve etkinlik ritmine göre açılıp kapanarak gün ışığını ve mahremiyeti ayarlıyor, yapıya değişen ve canlı bir yüz veriyor; peyzajla bütünleşen, gridshell mantığındaki katlanmış saçak örtüsü ise arenayı ve ara mekânları tek bir jest altında toplayarak araziyle çatıyı birbirine bağlıyor. Alacakaranlık görsellerinde tonozlu cam girişten sızan sıcak iç ışık, taşın ve katlanmış yüzeylerin dokusuyla birleşerek yumuşak ama kararlı bir çağdaş duruş öneriyor; Kırkpınar'ı bir günün töreni olmaktan çıkarıp Sarayiçi'nin sürekli yaşayan bir parçasına dönüştürmeyi hedefliyor.
Görseller
Paftalar











